İbn-i Haldun'un Gırnata'dan ayrılmasına neden olan olaylara ilişkin bir belirsizlik vardır.
İbn-i Haldun'a göre Aristo'ya nispet edilen ve önemli bir parçası ellerde dolaşan "Siyaset" adlı bir kitap vardır.
İbn Hatip'in çabaları sonunda İbn-i Haldun, Kuzey Afrika'ya geri gönderildi.
İbn-i Haldun'a göre tarihin görünür yüzünde bir dizi olaylar yer alırken, tarihin asıl manası gizli yüzündedir.
İbn-i Haldun'a göre ilk üretim tarzı bedeviliktir.
İbn-i Haldun, kendinden önceki düşünürlerin eserlerini tarar ve böyle bir bilimin oluşturulmamış olduğunu, oluşturulmuşsa da kendisinin buna ulaşamadığını belirtir.
İbn-i Haldun'a göre tarihin gerçek bilgisine ulaşabilmek için sosyal olay ve olguların objektif gözleminden işe başlamak gerekir.
İbn-i Haldun, bu çerçevede İslam devletinin geçirdiği aşamaları inceler.
İbn-i Haldun, varlıkların içinde olduğu üç âlemden sözeder.
İbn-i Haldun, bu noktada düşüncelerini benimsediği Farabi ve İbni Sina'dan ayrılır.
İbn-i Haldun, toplum (cemiyet) ile devleti ayrı ayrı varlıklar olarak ele alır.
İbn-i Haldun hayatta iken yazıldığı düşünülen dört yazma bugün Türkiye'dedir.
İbn-i Haldun, kan bağına dayalı olan asabiyye olmaksızın dine çağrını yetmeyeceğini belirtir.
İbn-i Haldun'a göre insan toplumsal bir hayvandır.
Seyyid Hüseyin Nasr'a göre ise İbn-i Haldun, hem V.
İbn-i Haldun ekonomik faaliyetler konusunda liberal bir görüşe sahiptir.
İbn-i Haldun, çeyrek asır boyunca Müslüman Batı'nın yaşadığı siyasal kargaşaya tanıklık etmişti.
yüzyılda İbn-i Haldun'un eserlerinin incelenmesi Osmanlı düşüncesinin gelişiminde önemli yer tutar.
